27/10/2009
Posted by stella in Uncategorized.2 comments

okunacak ne çok şey var. her yöne akan bir ilgi ile yapılacak iş değil. bir de üstüne izlenecek filmler, kaçırılmayacak oyunlar, konserler…gün 24 saat yetmiyor dedikleri boş değil. ben bir tek başımı toplayıp bir düzen tutturamıyorum ki…başucumda biriken kitapları uykuya dalmadan önceki mahmurluk içinde okumakla ne kitaplar bitecek ne de ben okuduklarımı rüyalardan ayırabileceğim. düzenli bir şekilde okuyup yazanlara duyduğum hayranlık anlatılır gibi değil. en büyük korkum yetişememek, arkamda şu an olduğu gibi karmakarışık bir masa bırakmak.
kampüste abidin dino sergisi var. müzenin dışında bir de fotoğraf sergisi…kimler yok ki; yaşar kemal, fikret mualla, ferit edgü, nazım hikmet, melih cevdet anday, ara güler…bu isimler yanlarında taş gezdirseler o bile yeşerir…tam da aşk bu derken bir figürün önünde, ağrı dağı efsanesi’nin ilüstrasyonlarının da abidin dino’ya ait olduğunu öğrendim…sonradan da hatırladım, üniversitedeyken okuduğum kitapdaki çizimleri…müzeden içeri girince birden birbiri içinden açılıyormuş gibi görünen kapılara bakıp kaldım. takım elbiselere, parlak kıravatlara, ince topuklu, kalın topuklu, yüksek topuklu ve illaki sivri burunlu ayakkabılara, iri kolyelere, parlak kol saatlerine bir türlü alışamamış gözlerim sıcak ahşap yumuşak kapılardan ve açıldıkları aydınlık odalardaki sakin ve söylemek istediğini sessizce tuvalden, mürekkepden, boyadan, karakalemden, guajdan bir dille anlatan çerçevelerden ayrılmak istemediler.
02/10/2009
Posted by stella in Uncategorized.4 comments

üstü açık kamyonetin kasasında ayakta durmuş gidiyorum ve çam ormanlarının içinden kıvrılarak geçen yolda çam kokusu dolduruyor içimi. rüzgar yüzüme çarpıyor ve kirpiklerimin uçuştuğunu hissediyorum. mutluluk!
bir salıncakta son hız sallanırmışım gibi, içim çekiliyor önce sonra çığlık çığlığa bağırıyorum. heyecan!
pırıl pırıl ve buz gibi suyun içindeyim. kendimi bırakıyorum ki su beni istediği yere götürsün. huzur!
masanın üzerinde bir bardak demli çay. güneş heryanı sarıya turuncuya bulayarak batıyor. keyif!
evin misafir kedisi yaman koridorda pusuya yatıp bacaklarıma saldırıyor, ben uzanırken kanepenin tepesinden atlayıp kulağımı ısırıyor. pür neşe!
sokaklar kalabalık, havalar serinlemeye başladı, rüzgar esiyor yavaş yavaş. kendimi en çok ait hissettiğim şehre geri döndüm. öğle yemeği üstüne orta şekerli kahve gibi keyifli şimdilik herşey.
11/06/2009
Posted by stella in Uncategorized.1 comment so far
göğe bakma durağı
ikimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından
durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
şu aranıp duran korkak ellerimi tut
bu evleri atla bu evleri de bunları da
göğe bakalım
falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım
inecek var deriz otobüs durur ineriz
bu karanlık böyle iyi afferin tanrıya
herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum
hırsızlar polisler açlar toklar uyusun
herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam
herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım
nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda
beni bırak göğe bakalım
senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum
bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi
sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
seni aldım bu sunturlu yere getirdim
sayısız penceren vardı bir bir kapattım
bana dönesin diye bir bir kapattım
şimdi otobüs gelir biner gideriz
dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
bir ellerin, bir ellerim yeter belleyelim yetsin
seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat
durma kendini hatırlat
durma göğe bakalım
turgut uyar
03/06/2009
Posted by stella in Uncategorized.2 comments
ben bir silkeleneyim artık. buhranlı ve dumanlı havayı dağıtayım biraz. sigarayı da bırakayım, bugün sigarasız ikinci gün. hoş aklım takıldığı yerden bir türlü çözülmüyor ama böyle de yaşanmaz ki! işe güce vereyim kendimi diyorum. okunacak dosyalardan başladım bugün. notum da bol zaten, bari öğrencilerin işine yarasın. sonra birkaç kongre var katılmak istediğim, onlara birer araştırma önerisi planlayayım. hatta verileri toplamaya başlayayım yakın zamanda. beni bütün yaz meşgul edecek kadar işim olsun.
bu aşk beni yakın zamanda doçent yapar:) prof olmak için şöyle daha okkalı bir aşk lazım ama, bununla olmaz.
bir de şu gün saymalarım bitse. aramamak için zor tutuyorum kendimi..sırf başa dönüp tekrar saymaya başlamamak için sesini duymadığım günleri.
bir atlastan keten olsam yar boynuna sarsa beni 26/05/2009
Posted by stella in Uncategorized.1 comment so far
bugünlerde canım acıyor çok. bu sefer aşktan. hem de hiç olmadığı kadar çok. hem de karşılıksız, hem de terkeden, reddeden…
bazen dayanılmaz oluyor. bazen nefes aldırmıyor, yoruyor, uyutmuyor.
gelmeyeceğini bile bile gözlerim yolda. telefon çalsa yüreğim ağzımda.
bütün şarkıları ilk defa dinliyor gibiyim. şiirlerden uzak duruyorum.
aslında diye başlayan cümlelerim ama diye bitiyor..ama o bana aşık değil.
sağım solum önüm arkam aşk. ben körebe..
20/05/2009
Posted by stella in Uncategorized.2 comments
evde bir çiçek var. bir türlü sevemedik birbirimizi. geldiğinde geniş parlak koyu yeşil yaprakları vardı ve beyaz zarif çicekleri. suya ve ışığa diğerlerinden daha çok ihtiyaç duyan ve sevilemek isteyen. suyunu ihmal edince yapraklarını yerlere seriverdi önce. bir telaş suyunu tazeledim. toparlandı kaldırdı başını yeniden. bir süre o küstü ben gönlünü aldım. sonunda bir akşam eve geldiğimde saksısıyla beraber yerde buldum onu. bir intihar vakaası. cesede dokunmadım bir zaman. sonra içim elvermedi kaldırdım yerden, banyo küvetinde yoğun bakıma aldım. sabah akşam duş. kurumuş yapraklarını ve çiçeklerini ayıkladım. sanki biraz yüz verdi. ama ona da söyledim, bu son şansı. bak dedim senin gibi bir sürü çicek var burada, bana rağmen yaşıyorlar. kendine gelir adam gibi ayakta durmayı becerirsen seni daha geniş bir saksıya alacağım. bilmem ne olacak bu ilişkinin sonu.
18/05/2009
Posted by stella in Uncategorized.3 comments
bugün bir anket uygulamak için gittiğim okulda dördüncü sınıf öğrencisi bir kız öğrenci yanıma geldi ve dedi ki ”öğretmenim biz bir odada yaşıyoruz, müstakil evi mi işaretleyeyim, yoksa apartman dairesini mi?”
hala utanıyorum…
yeniden.. 22/04/2009
Posted by stella in hayat.3 comments
yenilenmek gerekiyor bazen. kabuk değiştirmek, kendini yeniden hatırlamak ve aynaya bakınca bir zaman sonra gülümsemelerim yarım kalmayacak belki diyebilmek gerekiyor.